Müzik çalar

5 Nisan 2014 Cumartesi

Hoşgeldiim :)




     Herkese merhabalar.! Şimdilik herkes burada olmasa da herkese merhaba :D

Şimdi diyeceksiniz ne bloğu bu? Aslında ben de bilmiyorum bişeylerle uğraşasım, paylaşasım geldi ben de blog açmaya karar verdim ve açtım. Zamane uğraşları işte...Böyle sosyal medya olaylarına da çok uzağım ama aralarında en mantıklı gelen uğraşı bu olduğundan bulaştım.

Sabahattin Ali
Şimdi bunları geçelim de ben neleri severim, naparım, ne okurum, ne izlerim onlardan bahsedeyim biraz. Bi kere yemek yemeyi çok severim blog başlığından anlayacağınız gibi. Özellikle tatlı yemeye bayılırım.. Öyle hafif tatlılar da değil ha baklava olsun, kadayıf olsun, künefe olsun bunlara bayılırım.. Kaç mı kiloyum? 1.63 boyunda 54 kiloyum. Yediğim zaman abartarak yiyorum ama öyle hergün yemiyorum haftada 1-2 kez yiyorum yoksa çoktan 60 lara varmıştım. Kilo demişken bu ara kiloma da çok takıntılıyım.Aslında önceki halime göre baya kilo verdim ve normal gözüküyorum ama kafamda hep kendi ideal kilomu 52 olarak gördüğüm için o kiloya ulaşmadan kilom ağzımdan düşmeyecek sanırım. Biz kızlar kilo konusunda sayılara çok takılıyoruz ama erkekler için tek önemli olan görüntü. Bi erkek sizin fazlalıklarınızı hiç görmediyse siz onun için zayıfsınızdır.Bizim için ise 'Aaa Ayşe 60 kilomuymuş yok yok çok kilolu o' dur.Tamam tamam kilo konusunda sizin de kafanızı şişirdim. Başka neyi severiim? Yüzmeyi severim çok yorar ve çok dinlendirir beni. Ben çok yorulduğum zaman iyi dinlenirim de.. Kitap okumayı severim. Ne okurum? Türk edebiyatında en beğendiğim isim Sabahattin Ali'dir. Çok kitabı olmamasına rağmen olan bütün kitaplarını okumuşumdur ve hepsini çok beğenmişimdir.Kendisi zamanında yasaklanmış, sansürlenmiş, sesini çıkardığı için susturulmaya çalışılmıştır ama susmamıştır.Cezaevine girmiş çıkmış girmiş çıkmıştır.İşe girdiği dergiler, gazeteler iktidarı eleştirdiği nedeniyle kapatılmıştır.İçinde bulunduğu durumu da şu şekilde anlatmıştır zamanında: 'Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi.'Kısacası Sabahattin Ali her zaman benim için örnek bir kişilik, kalbime, yüreğime işleyen olmuştur, çok uzun hikaye olmuştur. Bu yüzden Sabahattin Ali'yi üç dört satıra sığdırmaya çalışmak haksızlık olur, ayrı bi yazıda Sabahattin Ali konusunu konuşuruz tekrar. Türk edebiyatında beğendiğim bir diğer isim de Özdemir Asaftır.
Şiirleri candır, ciğerdir, özleten, ağalatandır...Nazım Hikmet diye başlasam zaten apayrı bi dünya onu da başka yazıya saklayalım bence. Şimdi böyle büyük isimlerden bahsedince diğer sevdiğim yabancı kitapların yazarları çok sönük kalacak.Ama bu aralar okuduğum Life of Pi de sağlam bir yapıttır okuduğum yere kadar. (Kitabı daha bitiremedim.) Onun filmi yok muydu?? diyenleri duyuyorum. Kitaptan uyarlamadır filmi o yüzden ilk kitabını okuyup sonra filmini izlemeyi düşünüyorum.

Dirty Dancing den bir kare

   Film izlemek demişken film izlemeyi, dizi izlemeyi de çok severim.Star Wars serisi, Piyanist, Yüzüklerin Efendisi üçlüsü, Matrix üçlüsü, The Fall, Dirty Dancing, Django Unchained şu an aklıma gelen favori filmlerim olmuştur. Dizi olarak Game of Thrones u severek izlerim. Yeni sezonu başlayacak onun için de ayrı heyecanlıyım.:) Kore dizilerine
Boys over Flowers
de bayılırıım.:D Görüntüleri çok iyi, kurguları süper, oyunculukları fevkalede yapımlar mı? -Hayır. Ama bana her zaman çok sıcak, çok samimi, zaman zaman da çok komik geliyorlar. Kore dizilerine başlayanların bırakabildiği zor görülmüştür. Hele böyle duygusal ağlak mağlak bir tipseniz hiç bırakamazsınız. Beni kore dizilerine başlatan dizi Boys Over Flowers olmuştur. Yeri ayrıdır bende şiddetle tavsiye edilir. Onun arkasından da Coffee Prince, Personal Taste, Playfull Kiss...



Beğendiğim bir modacı Vanessa Jackman ın bloğundan

Masa tenisi oynamayı da çok severim. Bu konuda başarılı olduğumu da düşünürüm. Öyle kanıtlanmış bi başarım yok ama iyiyim yani.:D Çok eğlenceli bi spordur. Zamanla akşam omuzlarını ağrıtacak kadar müptelası yapar kendini.:D Moda dergilerini okumayı da çok severim. Modanın insanın kendisine yakışanı giymesi olduğunu düşünmüyorum. Modanın kendine yakışmak kaydıyla herkesden farklı, özgün bir tarz oluşturmak olduğunu düşünüyorum.Tabi bunu yaparken o günkü trendlerden de faydalanabiliriz. Ben tarz olarak sade, spor sokak tarzını benimsiyorum. Yırtık jeanler, düz penyeler, salaş kazaklar, mini etekler hoşuma gidiyor. Hiçbir zaman pul, payet, simli şeyleri kendime yakıştırmadım. Yakışana yakışmıyor mu? Gerçekten yakışıyor ama ben kendime uygun olduğunu düşünmüyorum. Moda konusu da gökyüzü gibi. Bu konuyu da ileriki yazılarıma saklıyorum. Şimdilik kendimden bu kadar bahsedebildim. Ben ben ben deyip durdum sanırım ama birazcık beni tanıyın istedim bu yazıda. Kendimden küçük bi kesit yayınladım size zamanla daha iyi tanışırız umarım. Kendinize güzel bakın. Hoşçakalııınn :))


                                             



2 yorum:

  1. Hoşgeldin blog dünyasına uykucuşirin :) Umarım güzel vakitler geçirirsin geçiririz... Yazıların hepsini çok beğendim. Eline klavyene sağlık.

    YanıtlaSil
  2. Hoşbulduum :) Afiyet olsun :D

    YanıtlaSil