Müzik çalar

1 Mayıs 2014 Perşembe

Bir maden işçisinin çocuğunun gözünden;


1 Mayıs işçi bayramı, işçilerimiz ve bütün emekçilerimiz için kutlu olsun!



   1 Mayıs işçi bayramı tüm emekçilerimiz için kutlu olsun. Evlerine ağızları yüzleri kara gelen, öğle yemekleri aynı tavadan menemen yemek olan, 10 kat fazla çalışıp 10 kat az maaş alan bütün emekçilerimiz için  kutlu olsun. Yüksek plazalardan, siyah camlardan dışarıdakileri göremeyenlerin değil, emekçilerin bayramı, hayatı bilen, hayatın zorluklarını bilen, parasını alın teriyle kazanan tüm emekçilerimizin bayramı kutlu olsun. Onları hor gören, ezen, yüksekten bakan herkese de yazıklar olsun... 
    Çok para kazanmak insanı burjuva yapmaz, zihniyetler insanı burjuva yapar. İşte bu yüzden hiçbir zaman burjuva insanları sevmedim, sevemedim ve kendimde her zaman proleteryadan oldum, ileride çok para kazansam da her zaman böyle kalacağımı düşünüyorum. Finali çok alakası olmasa da şöyle yapmak istiyorum: Olmaz olsun cüzdanımda milyonlaaarr, kalbimde sevgin oldukçaa, zenginlik mal mülk neye yarar, yanımda sen olmayıncaa, bazen neşe bazen keder hayat böyle geçer gideeer... Altın, gümüş, pırlanta,zümrüt, sedef, yakutla kim mutlu olmuş dünyadaaa?? Bir tek içten gülüş, bir tatlı söz, bir öpüş, sevdalı bir tek bakış yeter banaa.!! Kaçtım ben canımlarr, kendinize güzel bakın hoşçakalıın. :))

27 Nisan 2014 Pazar

Sabahattin Ali/Değirmen

...
   Sen aşkın ne olduğunu bilir misin adaşım, sen hiç sevdin mi?..
    Çoook desene! Sevgilin güzel miydi bari? Belki de seni seviyordu... Ve onu herhalde çok kucakladın... Geceleri buluşur ve öperdin değil mi? Bir kadını öpmek hoş şeydir, hele adam genç olursa...
    Yahut sevgilin seni sevmiyordu... O zaman ne yaptın? Geceleri ağladın mı?.. Ona sararmış yüzünü göstermek için geçeceği yolda bekledin, ona uzun ve acındırıcı mektuplar yazdın değil mi?..
    Fakat herhalde ikinci bir aşka atlamak, senin için o kadar güç olmamıştır. İnsan evvela kendi kendisinden utanır gibi olur ama, bilir misin, bizim en büyük maharetimiz nefsimizden beraat kararı almaktır. Vicdan azabı dedikleri şey, ancak bir hafta sürer. Ondan sonra en aşağılık katil bile yaptığı iş için kafi mazeretler tedarik etmiştir.
    Ha, sonra bir üçüncü, bir dördüncüyü sevdin ve bu böyle gidiyor.
    Peki ama, bu sevmek midir be adaşım, bir kadını öpmek, onu istemek sevmek midir?..
    Çırılçıplak soyunarak şehrin sokaklarında koşabiliyor musun?..
    Bir bıçak alarak kolundaki ve bacağındaki adelelere saplamak ve böylece bir nehre atılarak yüzmek elinden geliyor mu?
    Bir şehrin adamlarını öldürmek cesareti sende var mı? Bir minareye çıkarak bütün dünyaya işittirecek kadar kuvvetle bağırabilir misin?..
    Aşk sana bunları yaptırabilir mi? İşte o zaman sana seviyorsun derim...
    Sen sevgiline ne verebilirsin sanki?Kalbini mi? Pekala, ikincisine? Gene mi o? Üçüncü ve dördüncüye de mi o?.. Atma be adaşım, kaç tane kalbin var senin?.. Hem biliyor musun, bu aptalca bir laftır: Kalbin olduğu yerde duruyor ve sen onu filana veya falana veriyorsun... Göğsünü yararak o eti oradan çıkarır ve sevgilinin önüne atarsan o zaman kalbini vermiş olursun...
     Siz sevemezsiniz adaşım, siz şehirde yaşayanlar ve köyde yaşayanlar; siz, birisine itaat eden ve birisine emredenler; siz, birisinden korkan ve birisini tehdit edenler... Siz sevemezsiniz. Sevmeyi yalnız bizler biliriz... Bizler: Batı rüzgarı kadar serbest dolaşan ve kendimizden başka Allah tanımayan biz Çingene'ler.
     Dinle adaşım, sana bir Çingene'nin aşkını anlatayım...
...
     İşte adaşım, sana seven bir Çingene'nin hikayesi. 
     Çiçeklerin açtığı mevsimde, senin kollarına yaslanan ve çiçekler kadar güzel kokan bir vücutla uzak su kenarlarında oturmak ve öpüşmek, yoruluncaya kadar öpüşmek hoş şeydir...
     Seni gördüğü zaman zalimce başını çeviren mağrur bir dilberin kapısı önünde ve ay ışığı altında sabaha kadar dolaşmak, bunu candan arkadaşlara ağlayarak anlatmak, -söz aramızda-  gene hoş şeydir.
     Fakat sevgili bir vücutta bulunmayan bir şeyi kendisinde taşımaya tahammül etmeyerek onu koparıp atabilmek, işte adaşım, yalnız bu sevmektir.  



Not: Kitapta en çok etkilendiğim hikaye, hatta kitabı bırakın beni bu zamana kadar en çok etkileyen hikayelerden biri buydu. Gerçekten derinden etkilendim... Kitap da çok güzeldi. Sabahattin Ali'nin duyguyu hissettirme gücünü okuyanlar bilir. Bu kitap da bunun en iyi örneklerinden biriydi. Herkese şiddetle tavsiye ediyorum...
   


Umarım bi delilik yapmam